Zor iştir lisede devrimci olmak. İnsan yerine bile koyulmadığın bir toplumda, büyüklerin ve çok büyüklerin dünyasında, insandan sayılmadığın bir yaşta, çocuk sayıldığımız bir çağda hayatı dönüştürmeye soyunmak zor iştir. Dişliye çomak sokmak, ülkeyi kurtarmak, onurunu kurtarmak, boyun eğmemek, isyan etmek, devrimci olmak çok zor iştir. Her koyunun kendi bacağını kurtardığı koyunların arasında koyun olmaya itiraz etmek, haksızlığa, adaletsizliğe, yoksulluğa ve yoksunluğa isyan etmek, devrimci olmak. Korkakların ortasında cesur olmak, yüreğini ortaya koymak, devrimci olmak. Herkes bizden iyi biliyor. Anneler, babalar, öğretmenler, “polis amcalar“, okul kapısında “güvenlikçiler“, komşular, apartman yöneticileri hepsi bizden iyi biliyor. “Hepsi bizi çok seviyor.” Onlar bütün çabalarıyla, güçleriyle, enerjileriyle bizim geleceğimizi kurtarmak için bizim adımıza dişlerini tırnaklarına takıp bizim için bizi boğuyorlar. Ve şimdi kalkıp bu koskoca insanlara bilgiçlik taslıyoruz. “Ayıp ediyoruz“. Zor iş lisede devrimci olmak. Okumak ve “adam olmak” varken, koyunların içinde besili koyun olmak varken, kasabın kedisi olmak varken, çıkıp insan olmak. Bu yüzden soruyorlar “niye devrimcisiniz?“. Bol çeldirici ÖSS’de fizik, kimya, matematik sorusu gibi, ahiret sorusu sorar gibi zor bir soru: “Neden devrimcisiniz?

Uzun bir paragraf sorusu. Haksızlığa niye isyan ediyorsun, zulme neden boyun eğmiyorsun, neden adalet ve özgürlük istiyorsun? Eşitlik için, daha güzel bir dünya için mücadele ediyorsun. Niye devrimcilik yapıyorsun ?

Dün ‘iyi çocuklar’ idik, şimdi Dev-Lis’liyiz. Çalınan geleceğimizi geri istiyoruz, yaşamlarımızı ve beyinlerimize vurulan zincirleri kırmak istiyoruz. İnsanca bir hayat istiyoruz. Onurumuzu istiyoruz. Alacağız!

Bir bina yıkıp yerine yenisini yapar gibi, çürümüş ağacın yerine fidan diker gibi, yüreğine düşen aşkı ilmek ilmek örer gibi, şiir gibi, türkü gibi, dövüşerek, bilerek, yüksek sesle…

Devrimciyiz, Dev-Lis’liyiz.

Şimdi Dev-Lis var. İzmir’de, Denizli’de, İstanbul’da, Mersin’de, Antalya’da, Adana’da, Bursa’da, Samsun’da, Ankara’da, alanlarda, sokaklarda, okullarda…

Soru sorma sırası bizde. Biz niye devrimci olduğumuzu biliyoruz. Bize niye devrimci olduğumuzu soranlara soruyoruz; bu kadar haksızlığın, aşağılanmanın, boyun eğmişliğin, eşitsizliğin, hakaretin, onursuzluğunuz, çaresizliğin ortasında ne zaman insan olacaksınız? Siz neden devrimci değilsiniz?